Atıl Gözler

Atıl Gözler

Fotoğrafa ne zaman başlandığı sorusunun cevabı aslında basit değildir.

Kişi fotoğrafa etkilendiği bir fotoğraf karşısında dehşete düştüğü an da başlayabilir, telefonun kamerasını kurcalarken de. Ateş bir yerlerden düştüyse ancak eninde sonunda fotoğraf makinesi edinmek istenir. Fotoğraf makinesi bir şekilde ele alındığında ise çok yüksek ihtimalle atıl bir çift göz ile baş etmek gerekecektir uzun bir süre.

İlk DSLR’ımı aldığım Aralık-2009’da fotoğraf çekmeye dair çocukluğumdan beri gelen isteği ne kadar gömdüğümü farkettim ve ilerleyen aylarda makineyi kurcalarken bu isteğin yok olup gittiğiyle ilgili şüphelenmeye başladım. Arada geçen dönemde tanıştığım teknik içeriği kuvvetli forum ve siteler bir yandan bazı teknik bilgi eksikliklerimi giderirken, beni daha düzgün fotoğraf çekemezken lens alışverişlerine sürüklemişti.

Çok sonradan bu konu üzerine düşündüğümde ise fotoğrafa başlamak için şehirdışına ve hatta yurtdışına yapılacak bir gezinin çok faydalı ve hatta lazım olan bir şey olduğu sonucunu çıkardım.

Sürekli yaşadığınız ortama dair en büyük gerçek bu ortamı iliklerinize kadar kanıksadığınızdır. Evinizin yolunu asla düşünerek bulmazsınız. Kapıyı açarken anahtarı deliğe soktuğunuzu en son ne zaman hatırlıyorsunuz?

İşin sonunda -sadece bulunduğum tarih itibariyle yaptığım son hareket olarak; yoksa işin sonunu bırak daha her şeye yeni başlıyorum- bana fotoğraf serüvenimde bu gibi bir siteyi açtıracak hikayeye dair ‘başkalarına sergilemekten haz aldığım’ ilk fotoğraflar tam olarak aşağıda gözüken (aşağıya eklerken tekrar bir eledim tabii), fotoğraf makinesini elime aldıktan yaklaşık 9 ay sonra dil okulu başlığı altında yaptığım 3 haftalık İngiltere seyehatimden arda kalan renkli fotoğraflar oldu.

Atıl gözlerden kurtulmaya dair bir yazıyı kaleme alabilecek kişi belki ben olmamalıydım ama madem bu konuyu ele aldım, seyehat etmekten gayri çıkaracağım bir diğer tavsiye ise muhtemelen yalnız kalmaya dair olacaktı.

Benim adını ‘fotoğraf turizmi’ koyduğum ve genelde temel fotoğraf kursları sonunda ‘atıl gözlerinden kurtulmak isteyenlerin’ bir otobüse doldurulup önceden çok defa benzerinin gerçekleştirildiği gibi otobüsün belli başlı bir yere götürülmesi gibi fotoğraf meraklısına cazip gözükecek eylemlere bu bağlamda mesafeli yaklaşmakta fayda var.

 

Bu arada gezmek demişken, şair Şükrü Erbaş ne de güzel söylemiş;

 

Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi…

 

Yeni yetme fotoğrafçı blog yazarı Yavuz ise bu mısraya fotoğraf’ı da ekliyor farz edin.

 

Please specify a Flickr ID for this gallery

 

Peki siz ne tavsiye ederdiniz ataletten biraz olsun kurtulabilmek için?

- bitti -

1 Yorum

  1. Füsun

    Bu fotoğrafların çok güzel gerçekten Yavuz, ben burada da çok güzel şeyler çekebileceğini düşünüyorum, bazen Utku ile gittiğimiz yerlerde kulaklarını çınlatıyoruz, Yavuz olsaydı çok güzel fotoğraflar çekerdi burada diye…

Trackbacks/Pingbacks

  1. Peki ya, neden fotograf? | Diyafram 8 - [...] Bir önceki yazımda gezmenin önem ve gereğinden kısaca bahsetmeye çalışmıştım. [...]
  2. 2013′te daha iyi fotoğraf çekmek için | Diyafram 8 - [...] Bu konu hakkında daha önce de ukalalık yapmıştım: http://diyafram8.com/atil-gozler-2/ [...]

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir